2024 18. Hata Notlarım

Yaratıcılık ve Ajanslarımız


Nedense kolaycılığa kaçan bir yanımız var. İşimizi layıkıyla değil de pratik yoldan, kestirmeden, çoğunlukla da yalapşap  yapıyoruz. Estetik bir kaygı, orjinallik, kalite gibi ölçütleri çoğunlukla gözardı ederiz.

Ortaya da ucuz, kopya, alelade bir ürün çıkar.
Bunu yapana da, yapılan işe göre, usta deriz, sanatçı deriz, zanaatçı deriz...
Örneğin önce tek tük paylaşıp artık günümüzde iyice yaygınlaşan reklam cıngıllarında sevilen şarkı ve türkülerin kullanılması var. Sevilen, ezberlenmiş, artık sanatçısını da aşıp topluma mal olmuş şarkı ve türküleri "yaratıcı" ajanslarımız reklamlara meze yapıyor. Bunu da herhalde insanlarımız seviyor ki iyice yaygınlaştı bu uygulama.

Ben bir reklamveren olsam; bir bütçe oluşturup bu kadar para harcayıp ta sunucunda ürünümün bir kopyalanmış şarkı ile sunulmasını istemezdim. Benim ürünüm "kaliteli" ise, benim ürünüm "iyi" ise, benim ürünüm "öncü" ise, benim ürünüm "lider" ise niye tanıtımını da orjinal bir reklam ile yapmayayım.

Ben şarkının bestecisi, söz yazarı olsam; bir sanat eseri dediğim ürünün bir reklam uğruna, bir avuç para uğruna hırpalanmasını, örselenmesini, ucuzlatılmasını istemezdim.
Ne yapıyor şanlı ajanslarımız? Bir reklam  mı yapılacak, bul ünlü bir şarkı, uydur kafiyeli sözleri, ver tv'lere. Gelsin kısa yoldan, kestirmeden paracıklar. Bir de kendilerine ödül törenleri düzenlerler. Tam bir kepazelik.

Bu konuda da en şanssız (aslında çok şanslı) sanatçı da Zülfü Livaneli. Yıllar önce Özgürlük adlı bestesini Vodafone reklam müziği yapmıştı da ortalık dağılmıştı. Livaneli'ye kızgın geniş bir kitle sen nasıl "bizim" şarkımızı reklam müziği yaparsın diye hesap sormuştu. Neden? Çünkü o eser artık Livaneli'nin değil, halkın eseriydi.

Ajanslarımıza tavsiye, bakın nasıl yaratıcı reklamlar yapılıyor:
Yani google'a bile baksalar öğrenecekler. ama böylesi daha kolay ve daha kazançlı. Zamandan, emekten ve terden de kazançlar cabası..

Yorumlar