2024 18. Hata Notlarım

İstanbul Hatırası


Hayır, iyi değildi. İyi olamazdı, çünkü bu akşam ilk kez evime gelecekti. İlk kez yaşadığım mekâna girecek, benimle aynı havayı soluyacak, orada ilk kez benim hayaletlerimle, acılarımla, yasımla karşılaşacaktı.



Ölüm, kötüyü aklamaz… Kötüyü aklayacak tek şey iyiliktir. Yaptığın kötülüklerden daha fazla iyilik yaparsan aklanırsın ancak.


… ama bilmiyordu ki bu evde eşyalar gerçekten de konuşurdu. Karımla kızımın ölümünden sonra ben ilk defa olarak bu evdeki eşyalara dökmüştüm içimi. Derdimi, acımı, öfkemi ilk kez onlarla paylaşmıştım. Bir tek onlar dinlemişti beni hiç ses çıkarmadan, bir tek onlar ortak olmuştu çaresizliğime. O ağır, karanlık günler boyunca bu basamakların, ahşap pencerelerin, nakışlı perdelerin, aynalı konsolun, duvardaki antika saatin, koltukların, yerdeki halıların, küçük kitaplığın, saksıdaki çiçeklerin, yani bu evi ev yapan ne varsa hepsinin benimle birlikte kahrolduğunu, benimle aynı öfkeyi duyduğunu, benimle birlikte ağladığını hissetmiştim. Ve o büyük acıya, o ağır suçluluk duygusuna dayanabildimse biraz da bu eşyaların, bu evin sayesindedir.


Bir gün gençlik uçup gittiğinde, sadece bedenin dinçliği değil, gönlün isteği de söndüğünde çok yanacaklardı ama iş işten geçmiş olacaktı.


Furkan Suresinde şöyle buyrulur… “Rahman’ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine hoşa gitmeyecek laflar ettiğinde, onlara hadi selametle, derler.”


Ölüm de tıpkı evlilik gibi, doğum gibi yaşamımızı tümüyle değiştiren, hayatın anlamını bir kez daha düşünmeye çağıran olaylardan biridir.


Ahmet Ümit, İstanbul Hatırası

Yorumlar